Hayatın insana neler getireceği bilinmez.Herşey yolunda gittiği bir an ummadığınız yerden bir bela sizi gelir bulur ve hayatınız boyunca unutamayacağınız bir olay yaşarsınız.Korkarsınız.İlk zamanlar sürekli o olay karşınıza gelir.Rüyanıza girer ve bir süre sonra sizde olumsuz tepkiler verir.O anı anımsatacak küçük birşey sizi korkutur ve o anı size yaşatır.Bu durum ilerledikçe sizde ruhsal sorunlara neden olur ve fobi olarak hayatımızda yer alır.Şimdi alıntı yaptığım bir yazıyı sizlere aktarmak istiyorum.Fobiler nedir ne değildir ve nasıl aşılır.Bu tür sorulara cevap olacak geniş bir makale buldum.Buyurun:

Psikanalitik görüşe göre fobiler çocuklukta 3-5 yaş arası yaşanan ödipal dönemde yaşanan sorunların çözümlenememesi ile ilişkilidir. Bu dönemde çocuğun cinsel organlarina yonelik korkular hissetmesi ( söz dinlemezse sünnet edilme ile ilişkili olarak korkutulması ya da yaramazlık yaparsa cinsel bölgesine yönelik zarar geleceği şeklinde) fobilerin gelişimine yol açmaktadır. Gene bu dönemde egonun kişiyi korumak amacıyla ‘yer değiştirme’ (displacement) olarak adlandırdığımız bir savunma mekanizması ile kişinin hissettiği tehlikeli bir dürtüsünü, bu dürtü ile az ya da çok benzerliği olan dışarıdaki bir objeye yansıtarak, çözmeye çalıştığı,fobi oluşumuna yol açtığı düşünülmektedir. Bir diğer kurama göre ise kişinin belli bir olay karşısında verdiği korku yanıtına kişinin koşullanması ya da yakınlarından küçük yaşlarda bu tür korkuları öğrenmesi de korku davranışının başlamasında etkili olabilmektedir.

Vücudun biyolojik yapısındaki bir takım değişiklikler de bu durumlarda etkili olabilmektedir. Özellikle hipofiz-hipotalamus ve böbreküstü bezleri ile ilgili hormonlarda değişmeler saptanmıştır ve bu değişimler kişinin korku etkeni ile karşılaşması sonrası verdiği tepkilerden sorumludur. Bu tepkiler bir panik atağı oluşturacak denli büyük boyutlara varabilir. Kişiler bu durumları kendi kendilerine tedavi yoluna gitmeye çalışarak alkol ve madde bağımlılığı tabloları içine girebilmektedirler.

En sık görülen fobiler arasında hayvan fobileri ( kedi, köpek, fare, kuş gibi), yükseklik, şimşek, gök gürültüsü,karanlık ve kapalı alan, uçak,kan- enjeksiyon, dişçi korkuları gelebilmektedir. Klastrofobi dediğimiz kapalı yer korkusu özellikle kendini asansör, yollardaki tüneller, sıkışan trafikte arabada kalmak, banyo ve duş kabinleri, havasız basık odalar ve MR görüntüleme cihazlarında kendini hissettirmektedir. Agorafobi ( açık alan korkusu)toplu bulunulan yerlerden korkma olup, pazarlar, alışveriş merkezleri, kalabalık caddelerde , sinema ve tiyatrolarda, yabancı mekanlarda kendini gösterebilmektedir. Agorafobi genellikle birikim yapan stresli koşulların sonucunda oluşabilmektedir. Hayvan fobisi olanların dörtte bir kadarı korkularının başlangıcı için kendileri için travmatik bir olayı hatırlayabilmişlerdir.

Toplumun % 5-10 kadarında rastlanmaktadır.Kadınlarda erkeklere göre 2 kat daha sık görülmektedir.hayvan fobileri ortalama 7 yaşında, kan görme korkusu 9 yaşta, dişçi fobisi ise 12 yaşta başlamaktadır. Klastrofobi ve agorafobi 20 yaş civarı zirve yapmaktadır. Yapılan bazı çalışmalarda bu kişilerin yaklaşık % 70’ inde ebeveynlerden birinde bu tür bir fobi olduğu gözlenmiştir.

Korkuların üstüne gidilmesi gerekir. Bu tıpkı karanlıkta bir kedinin gölgesini, aslan olarak büyük bir şekilde görmek şeklindedir. Korkuların belli bir düzen içinde üzerine gidilmeli, korkulan nesne ya da durumdan uzak durma durumundan kaçınılmalıdır

Tedavi edilmediği takdirde ömür boyu sürebilen korkuların tedavisi ilaç, bilişsel-davranışçı tedaviler ve gerekirse hipnoz ile yapılabilmektedir.

Kapalı ve basık yerde kalma korkusu ( klaustrofobi ): Kapalı ve basık yerlerde duyulan korkudur. Asansör, basık tavanlı odalar, koridorlar, kapıları kapalı ve kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, alt geçitler ve kilitli odalar onlar için korku verici yerlerdir. Kişinin temel korkusu; bu tür yerlerde sıkışıp kalmak, nefes alamamak ve boğulmaktır.

Kan-yaralanma korkusu: Halk arasında “kan tutması” olarak bilinen kan-yaralanma fobisinde hasta kan görünce rahatsızlık duyma dışında, tıbbi işlemlerde bayılacak gibi olma, kalp hızında değişme, bulantı ve bayılma gibi tepkiler gösterebilir.

Hayvan korkusu ( zoofobi ): Herhangi bir hayvana yada bir hayvan türüne karşı duyulan korku durumudur. İnsanların bir kısmında korkulan hayvanlara karşı kötü bir deneyim yaşadıktan sonra fobi başlarken, bir kısmında da böyle bir başlatıcı bulunmaz.

Gök gürültüsü ve fırtına korkusu (astrofobi ): Gök gürültüsü ve fırtına fobisi olan kişiler sürekli hava durumunu izler, çünkü ertesi gün havanın fırtınalı, gök gürültülü ve yağışlı olma ihtimali olduğu öğrendiklerinde büyük korku ve panik duyguları yaşarlar. Bu yüzdende ertesi gün onları dışarı çıkarmak epeyce güç bir hal alır.

Yükseklik korkusu (akrofobi ): Yükseklik korkusunda kişi yüksek binalara çıkamaz, yüksekten bakamaz. Birçok kişi için keyifle oturulacak balkonlar bu tür fobisi olan insanlar gerçek bir için eziyet olur.

Yalnızlık korkusu ( manofobi ): Yalnızlık fobisi duyan insanlar tek başlarına kalamazlar. Bu fobi akşamları evde tek başlarına kaldıklarında artar. Nedensiz olarak huzursuz olurlar. Evde duydukları tüm sesleri, gördükleri tüm gölgeleri hırsızın ve yabancı birisinin varlığına yorarlar.

Uçak korkusu: Uçak korkusunda kişi gideceği yere ne kadar eziyetli olursa olsun uçak dışında herhangi bir araçla gitmeye razıdır. Uçağa binmek zorunda kalırsa şiddetli korku duyar. örneğin ünlü Hollandalı futbolcu Dennis Berkamp; uçak fobisi yüzünden takımının deplasmanda oynayacağı tüm maçlara kara yada deniz yolu ile gitmeyi tercih etmiştir.

Yutma korkusu: Yutma fobisinde kişi yemek yerken, su içerken boğazına bir şey kaçacağı ve boğulacağı düşüncesinde yatan korkudur. Kuruyemiş ve küçük taneli yiyecekler onun için çok korkutucudur. Ciddi sorunlardan biri de ileri derecede kilo kaybıdır.

Biz insanlar bu genel tanımlı fobilerin yanında daha bir çok nesne yada duruma yönelik fobiler oluşturabiliyoruz.. Bazen “bu kadarı da olmaz” dedirten fobilerden birkaçı ise şöyle;
Canlı canlı toprağa gömülme korkusu ( tapofobi )
Kusma korkusu ( emetofobi)
Giyecek korkusu ( endofobi )
Yenilik korkusu ( kainatetofobi )
Sivri cisim korkusu ( amofobi )
Sevme ve aşık olma korkusu ( filofobi )
Yamaçtan iniş korkusu ( orofobi )
Merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma ( klimakofobi)
Beyaz sayfa korkusu ( lökoselofobi )
Yabancı korkusu ( xenofobi )
Toz pislik korkusu (mizofobi)
Her şeyden korkma korkusu ( pontofobi )
Korkudan korkma korkusu ( fabofobi )
Karşıdan karşıya geçme korkusu ( agirofobi )
Palyaço korkusu ( koulrofobi )
Toz korkusu ( amatofobi )
Yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan korku (arakibutirofobi )
Kurbağa, semender gibi çift yaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma ( batrakofobi )
Aynalardan korkusu ( eisoptrofobi )
Cinsellik korkusu ( erotofobi )
Evlilik korkusu ( gametofobi )
Sorumluluk korkusu ( hipegiyafobi )
Dalga geçilmekten korkusu ( katagelofobi )
Ayın onüçü ve cuma olan günden korkma ( paraskavedekatriafobi )
Gebe kadının, şekilsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması (teratofobi )

Bir nesne veya durumdan dolayı rahatsızlık hissetmek genel anlamda normal sayılabilir. Köpekleri, kedileri sevmek zorunda değiliz. Onlardan korkup uzak duruyor da olabiliriz ancak köpeklerin, kedilerin dışarıda var olduğu gerçeğini bilerek sokağa çıkmayı reddetmek ya da bu tür canlılarla karşılaşıldığında terleme ve çarpıntının başlaması, beğeni dışında bir olaydan daha çok fobi olarak kabul edilir. Eğer kişide bulunan rahatsızlık normal hayatını etkilemiyorsa, doktora başvurmaya pek gerek yoktur. Ancak kişinin korkuları ve fobileri rahatsız edici boyutlarda ise, normal akışta devam eden sosyal hayatını etkiliyor ve kişide bunları kontrol edemiyorsa, mutlaka psikolojik ve tıbbi yardım alınmalıdır. Kısacası böyle durumlarda psikologlar, psikiyatrisiler veya ilgili doktorlardan yardım alınabilir.

Fobiler davranışçı tedavilerle etkin olarak tedavi edilebilmektedir. Davranışçı tedavilerde üstüne gitme prensibi uygulanır. Davranışçı teoriye göre fobilerin kökeninde tehlikeli olmayan bir uyarana tehlikeli bir uyaran eşlik ettiğinde ortaya çıkan korku tehlikesiz uyarana da genelleştirilir. Tedavi sırasında, hasta fobik durum ya da nesneye dereceli olarak maruz bırakılır. Korkulan tehlike gerçekleşmeyince zaman içinde korku ve anksiyete azalır. Ancak maruz bırakma ya da üstüne gitme sırasında korkulanın başa gelmemesi için önlem taşır. Aksi takdirde korku azalacağına artar. Zehirsiz yılanlardan korkan kişiyi tedavi etmek için yılanlara maruz bırakırken zehirli bir yılanın sokması gibi. Veya yüksekten korkan kişinin düşmesi gibi. Bir benzetme yapacak olursak; bir fobi tedavi edilirken yapılması gereken yüksek hızdan başlamak yerine giderek artan hızlarla araba kullanmaktır ( elbette hız sınırları içinde kalmak şartıyla ). Geri adım atmaya neden olacak kadar çok anksiyeteye neden olmaması için hız artışının oldukça dikkatli yapılması gerekir. Antidepresan, anksiyolitik ve beta blokör ilaçlar; gevşeme egzersizleri; hipnoz kullanılabilecek diğer yöntemler arasında sayılabilir.

Tedavi süresi hastalığın şiddeti, yaygınlığı ve hastanın özelliklerine göre değişir. İlaç tedavisine yanıt ilk birkaç haftada alınır. Ancak tam düzelme daha uzun bir zamanda gerçekleşebilir. Tedavi ile tam düzelme sağlansa da ilaçlara bir yıl devam etmek gerekir.

İlaçları, doktor kontrolünde kullanmak ve kontü kesmek önemlidir. Bazı hastalarda daha uzun süre tedaviye devam etmek gerekebilir. Fobiye bağlı olarak alkol bağımlılığı gelişmiş ise fobinin tedavi edilmesi ile bağımlılığın tedavisi kolaylaşır. Altta yatan fobi belirtilerini ortadan kaldırmadan bağımlılıktan kurtulmak zordur.

Durum bundan ibaret. Ancak ne olursa olsun hayat acısıyla tatlısıyla, fobisiyle hobisiyle devam ediyor. Bu kadar çok obje olduğu içinde fobilerimiz hayatımızı kabusa çevirmeye devam edecek.

Fobi normalde korkulmayacak belli bir durum ya da belli bir nesne karşısında korku belirtilerinin görülmesidir. Fobik kişi, fobik obje karşısında bu denli korkulmayacağını bilir. Korkusunu anlamsız ve yersiz bulur. Fakat yine de korktuğu nesne ya da durumdan kaçınır. Mantıksal anlamda değerlendirdiklerinde bunun anlamsızlığını düşünürler; tıpkı fobisiz insanlar gibi. Örneğin kediden korkan bir kişi, köpekten korkan başka bir kişiye akıl verebilir. Hatta gülebilir, köpekten neden korktuğunu bunun anlamsız olduğunu düşünür ama kendisi de kediden korkmaya devam eder.

“Korkusuz uçuş” isimli uçuş korkusunu yenmeyi amaçladığımız bir eğitim programında bir hastamız tam uçağa binmek üzereyken uçağın önünde durdu ve şunları söyledi:
- Evet uçağın en güvenli ulaşım aracı olduğunu biliyorum, çok üstün bir teknoloji harikası olduğunu da biliyorum, ama buradan öteye gitmeye bedenim izin vermiyor. Gerçekten de o kişide, kalp çarpıntısı, terleme, nefes düzensizlikleri gibi ani korku belirtileri ortaya çıkmaya başlamıştı.

Fobik kişide , fobi nesnesi karşısında duyduğu anksiyete belirtilerinin dışında başka bir bozukluk genellikle bulunmaz. Yaşamı çok kısıtlamayan hafif durumlarda çoğu kez hekime başvurulmaz. Amerika Birleşik Devletlerin de son yıllarda yapılmış olan büyük bir araştırmada 6 aylık bir süre içinde nüfusun %5-12′ sinde fobilere rastlanmıştır. Kadınlarda erkeklere göre en az 2-3 kez fazla olduğu bilinmektedir.

Özgül Fobi

Belli nesneler veya durumlardan duyulan anormal korkudur. Örümcek, kelebek, yılan, kedi, köpek, hamam böceği, karanlık yer, yükseklik fobileri en sık karşılaşılan özgül fobilerdir. Bu fobileri agorafobi ve sosyal fobiden ayırt eden özellik, korkunun özgül durumlar ve nesneler karşısında belirmesidir. Bu özgül nesneler ve durumlar olmadığında hastada rahatsızlık belirtisi yoktur. Bunlardan uzak olduğu sürece hastanın yaşamı etkilenmemektedir. Yalnız fobi nesnesi ya da durumuyla yüz yüze gelince panik derecesinde korku ortaya çıkmaktadır. Hasta fobiyle birlikte panik yaratan ortam ve durumlardan kaçınmaya başlar. Bu nesne ve durumların nerelerde bulunabileceğini önceden inceler ve ona göre tedbir alarak, sıkıntıdan kurtulmaya çalışır.

Fobiler korkunun ortaya çıktığı uyarana göre üçe ayrılabilir:
Nesne Fobileri : (böcek, kelebek, köpek, sivri uçlu eşya gibi)
Durum Fobileri : (kapalı yer, açık alan, asansör, yüksek yer)
İşlev Fobileri : (altına kaçırma, gaz kaçırma, terleme, yüz kızarması)

Agorafobi

Fobiler arasında sık görülen agorafobi, eskiden yalnız meydanlardan, açık yerlerden korku olarak bilinirdi. Şimdi agorafobi çok daha geniş bir anlam taşımaktadır. Yalnız başına kalmaktan, yalnız sokağa çıkmaktan, kalabalık yerlere girmekten; örneğin sinema, tiyatro, tünel, köprü, pasaj, asansör, otobüs, vapur, deniz otobüsü, uçak gibi yerlerde duyulan korkular artık agorafobi sayılmaktadır.

Genellikle panik bozukluğa bağlı olarak ortaya çıkar. Nadir olarak da panik bozukluğa bağlı olmayabilir. Çoğu agorafobinin temelinde panik nöbetleri bulunmaktadır. Yani hasta panik atak geçireceği korkusu nedeniyle, yalnız başına sokağa çıkmamakta,kalabalığa girememektedir.

Agorafobi uzun bir süre kişiyi etkisi altına alabilir. Bir panik atak hastamız 2 yıl boyunca evden dışarı çıkamadığını, markete gidemediğini, alışveriş yapmak için dahi evden dışarı çıkamadığını belirtmiştir.

Uçuş Fobisi

Negatif Koşullanmaya Karşı Uçuş ve Güvenlik:
Uçuş korkusunun kökeni tartışmalıdır. Çok yaygın ve köklü olması insanın bilinç dışında yer alan ölüm korkusu, yalnızlık korkusu, umarsız kalma korkusu gibi evrensel korkulardan biri olduğunu düşündürmektedir. Eski çağlarda uçuş insan için imkansız, olağanüstü ve büyülü birşeydi. Uçmanın asla insanlara göre olmadığı düşünülürdü. Tüm toplumlarda yaygın dinsel ya da büyüsel inanışlar insanın olanakların dışına çıkmasının felaketlerle sonuçlanacağını savlardı. Uçuşta böyleydi, bir tür tanrılara meydan okuma olarak algılanırdı. Uçma çabası içindeki insanlar bu yüzden hep alayla ve tepkiyle karşılandılar. Tüm bu korkular ve tepkiler zamanla insanın bilinç altına yerleştiler.

Uçuş korkusunun kökeni ne olursa olsun bu korkuyu pekiştiren uçak ve uçuşlarla ilgili negatif söylemlerdir. Ne yazık ki medyada uçuşla ilgili haberlerin çoğu aleyhte olagelmektedir. Uçak düşmeleri, kaçırılma ve atlatılan kazalar yüksek tonda vurgulanmaktadır. Kaptan sarhoştu, uçak zaten eskiydi, karakutu bulunamadı gibi spekülatif haberler sıktır. Ayrıca birçok filmde veya romanda uçak kazaları, havada patlama uçak kaçırma ilgi çekici, dehşet temalarından biri olarak kullanıla gelmektedir. Buna karşın binlerce uçuşun ne kadar rahat ve güvenli geçtiği vurgulanmamaktadır. Sonuçta tüm bu yayınlar ve söylemler uçuşun tehlikeli olduğu konusunda negatif bir koşullanma yaratmaktadır. Şimdi bu negatif koşullanmaya karşın uçuşun ne kadar güvenli olduğunu tartışalım.

Uçuş ve Güvenlik:

Uçuş korkumuzu nasıl yenebileceğinizi öğrenmeden önce havacılık hakkında biraz bilgi edinmemizde yarar var. Bu korkunun sorumlusu Wright kardeşlerdir, çünkü uçuşun imkansızlığını tümüyle tarihe gömdüler. Ardından başkaları geldi ve havacılığı inatla geliştirdiler. İlk tarifeli hava taşımacılığı 1927′de Newyork’ta “Colonia Air Transport” adıyla başladı. Daha çok posta taşımak amaçlı bu uçaklar oldukça güvenilmezdi. Bunlarla uçmaya cesaret edemeyenlere kesinlikle fobik denemez, hatta uçmaya cesaret edenlere tuhaf gözle bakılabilirdi. Öyle ki pilotlar inecekleri alanı belirlemek için bazan camdan sarkmak zorunda kalırlardı.

1933′de Ford Motor Company’nin geliştirdiği “Curtis Condor” adlı ilk yolcu taşıyan uçak pek düzenli uçamazdı. Daha çok yukarı aşağı sıçrayarak uçan bu uçaktaki yolcuları rahatlatmak için firma hemşirelik eğitimi görmüş hoşgörünümlü hanımları işe aldı. Bu ilk hemşire-hostesler yolculara kahve, çay, yemek servisi ve pansuman yapmaya başladılar. Sonuçta bu hanımların da katkılarıyla hava ulaşımı giderek daha çok kabul gördü, sektör büyüdü. Uçaklar giderek daha güvenli hale geldi ve sonunda devlet de uçuşu kabullendi, hava meydanları yapımını üstlenmeye başladı.
II.Dünya Savaşı teknolojinin ve uçakların savaşı oldu. Bu savaşla uçuş teknolojisi çok çok gelişti. Bugün havacılık dünyanın en hızlı, en gelişmiş ve en teknolojik ulaşım sistemi. Her yıl milyonlarla (sadece ABD’de 350 milyon kişi ) uçakla ulaşımı tercih ediyor.

Güvenlik:
Uçuşta güvenlik çok önemli ayrılmaz iki kelime. Uçuşla ilgili her kademede güvenlik en alttan en üstte temel temadır. En üstte tüm uçuş aktivelerinden sorumlu bir oluşum var. Her ülkede bu oluşumlar ülkenin uçuş unsurlarını ve o ülkeye uçuş yapan yabancı hava unsurlarını tümüyle denetlemekle yükümlü. İki büyük kurum var. I.C.A.O ve F.A.A. Bu oluşumların ilk örneği olan F.A.A. (Federal Auration Adminurration) ABD’de kurulmuştu F.A.A. Pilot sertifikaları, eğitim okulları, onarım istasyonları uçak üreten firmaların denetimi, hava trafik kontrol, mühendislik gibi konularda gelişmeler olması için teşvik ve sponsorluk yapmayı sürdürüyor. Sadece bu konularda milyonlarca dolar harcanıyor.

Bir uçak güvensizse dünyanın her yerinde uçuştan men edilir. Bu sektörde güvenlik söz konusu olduğunda masraftan kaçınılmaz. Parola şudur “Güvenlik yoksa uçuşta yok”. Daha alt seviyelerde de güvenlik konteri devam eder. Uçuşla ilgili her olay kontrol edilir. Uçuştan 1 saat önce uçuş ekibi uçuş istasyonuna gelir. Hava raporu, rota şartları, uçağın ağırlığı, yolcuların sayısı, yakıt gereksinimi gibi konularda bilgilendirilir. Daha sonra uçağa gidilir ve uçak fizik olarak incelenir. Güverteye girmeden önce ve girdikten sonra yüzlerce güvenlik ve kontrol işlemi yerine getirilir. Modern jet uçaklarının uçuş ekibi 3 kişidir. Pilot, yardımcı pilot ve uçuş mühendisi uçuştan önce pilotlar rota, hava durumu gibi uçuşla ilgili olayları tekrar kontrol ederken, uçuş mühendisi kokpit cihazlarının çalışması ve yakıtla ilgilenir.

Hostes ve diğer kalan görevlileri de kendi konterini yaparlar. Bilindiği gibi yer ekipleri yolcuları ve bagajları kontrol ederler. Tehlikeli, hasta görünümlü, alkol ya da madde aldığı belirlenmiş yolcular uçuştan men edilir. Bu konularda tıbbi ekibten ve güvenlik ekiblerinden yardım alınır. Tehlike oluşturabilecek bagaj unsurları silah vb.) yüksek teknoloji aygıtları ile insan faktörü birlikte çifte güvenlik sistemi ile ayıklanır.

Korku Nedir?
Korku normal ve oldukça sıradan bir duygudur. Hoş bir duygu değildir bazı durumlarda yararlı olduğunu kabul etmek gerekir. Tehlikelerden korur hatta uygun dozlarda motive edici bile olabilir. Aşırı ve panik şeklinde olursa tam tersine bizi engeller. Korkunun objesi gerçek ya da hayal ürünü olabilir. Korku mantıklı ya da mantıksız (usdışı) olabilir. İşte bu irrasyonel olanlara fobi adı verilir. Fobi Yunanca bir kelimedir (phobos) anlamı kaçmaktır. Adından da belli olduğu gibi fobi korku ile kaçınma arası bir duygudur.

Fobi, psikiyatrideki tarifine göre bireyin birşeyden korkusu ona saçma ve mantıksız gelmesine ve bundan korkmamalıyım demesine rağmen bu korku ve kaçınmadan kendini alıkoyamamasıdır. Bunu saçma bulduğu için başkalarına anlatamaması, hayatını, ya da bir işlevini aksatması nedeniyle duyulan sıkıntı, ızdırap ve engelleme durumu da fobinin bir parçasıdır.

Fobi ile korku ya da korkaklık farklı olgulardır. Fobik kişi sadece fobik olduğu şeyden kaçınır. Başka konularda ise oldukça girişken ve cesur olabilir. Sonuçta; bir veya birkaç fobimiz olması herşeyden korktuğumuz anlamına gelmez. Hele cesur bir olmadığımız anlamına hiç gelmez. Uçak fobisi olan bireylerin çoğu entellektüel; iş ya da sosyal yaşamında başarılı olmuş kimselerdir. Elde ettikleri konumu birçok insanın denemeye cesaret edemiyeceği riskleri üstlenerek kazanmışlardır. Fobik psikiyatri de korku bozuklukları başlığı altında değil, anksiyete bozuklukları başlığı altında toplanırlar. Anksiyete, gerginlik stres, endişe kelimelerine karşılık gelir. Büyülü kelime de budur. Uçuş korkusu olanlar gergin, endişeli olabilen insanlardır. Öğrenilmiş ya da koşullanılmış olan bu duygu birçok fizyolojik değişimlere, bu değişimlerde korku ve panik duygusunun oluşmasına neden olur. Gerginlikle başetmede tedavinin temel noktası, fizyolojik değişimleri kontrol etme ve paniğe dönüşümünü engellemeye dayanır. Bunları ileride ayrıntılı biçimde gözden geçireceğiz.

Fobiler Nasıl Oluşur?
Fobilerin nasıl oluştuğu konusunda birçok teori vardır. İkisi önem kazanmaktadır. Analitik teoriye göre çocukluk yıllarında başka birşeyden doğan şiddetli korkular ya da endişeler bilinç dışında başka bir objeye kanalize ya da sembolize olmaktadır. Kognitif davranışlı teoriye göre fobi bir şekilde öğrenilmiş ve koşullanılmış kaçınma davranışıdır. Zaman içinde bu kaçınma giderek benimsenir ve mantıksallaştırılır.

Fobilerin tedavisinde ikinci teori daha yararlı ve daha çabuk sonuç verici. Bu yöntemle hastanın negatif kognüsyonları (biliş) değiştiriliyor ve pozitif koşullanma, sistematik duyarsızlaştırma ve adım adım gevşeme, benlik gücü kazanma ve üstüne gitme ile fobi yenilebiliyor. Bunların yanısıra başka psikoterapi teknikleri de kombine ediliyor.(Self imagination, self instruction, Gestald vb). Biz tedavi programımızda bu ikinci yöntemi benimsiyoruz.

Amacımız çok kısa sürede uçuş korkusunu yenmek. Başarı şansı çok yüksek. Analitik ve diğer yöntemlerin tedavi ediciliği bu kadar yüksek oranda değil. Ancak çok dirençli vakalarda analitik yöntem tedaviye eklenebilir.

Uçuş fobisinin yanısıra bir çok fobi bulunabilir. Fobi türleri hakkında genel bir bilgi edinmekte yarar var. Ancak tanımlanmayanlar modası geçenler (örneğin sifiliz 40 yıl önce çok yaygındı) ve yeni çıkanlar var. En yaygın olanı Agorofobi dilimize açık alan ya da meydan korkusu olarak çevrilebilir.

Evden ve yakın çevreden ayrılma korkusu şeklinde tanımlanabilen bu fobi, uçuş korkusuna sıkça eşlik ediyor. Klostrofobi, kapalı, dar, basık alanlarda hissedilen endişedir. Bu da bazı uçuş korkularında var. Uçağın kapıları kapandığında başlıyor. Movie-fobi (hareket, sarsıntı korkusu) bu da başka türü. Virajlı yollardan, deniz otobüsünden, depremden ve türbülanstan korkuya neden oluyor. Başka fobi türleri örneğin kirlilik (mizofobi), su (hidrofobi), fırtına (kerauno-fobi), yılan (ophidio-fobi), kalabalık korkusu (ochlo-fobi), karanlık korkusu (nycto-fobi), yükseklik (akrofobi) gibi. Hatta fobi fobisi bile var (fobisi olmasından aşırı korkma).

Kısacası fobikseniz kendinizi yalnız hissetmeyiniz. Birçok kişiyle aynı duyguyu paylaşıyorsunuz. Şu nokta çok önemli uçuş fobinizin yanısıra başka fobiniz olması, klastrofobi, agorofobi yükseklik fobisi ya da panik atak içeriyor olması tedavinizi güçleştirmez uygulanan yöntemle korkunuzu yenebilir hatta başka fobileri de yenme potansiyeli kazanabilirsiniz.

Uçuş Fobisi Nasıl Gelişiyor?
Neden bazı insanlar uçuş korkusu yaşarken diğerleri tam tersine uçmaktan hoşlanır? Aslında uçuş korkusu normal kabul edilebilecek bir korkudur. Bir araştırmaya göre insanların %85′inde şu ya da bu derecede uçuştan korku ya da tercih etmeme vardır. Tıpkı sudan ve denizden korku gibi. Çok az çocuk ilk yıkanışında olumlu tepki verir. Sonra yavaş yavaş suya alışır. Sonra denize. Ancak uçuş korkusunun bu kadar kolay yenilmesi için günlük hayat içinde o kadar olanak yoktur. Bu yüzden ilk uçuşta herkes şu ya da bu şekilde heyecanlanır. Sonuçta sıkça varolan bu korku ile olumlu destekleyici ortamlarda karşılaşıp yenebilmiş olanlar şanslıdır. Tersine olumsuz şartlarda ve sıkça negatif koşullanmış olarak karşılaşırsa bu korkunun fobiye dönüşmesi kolay olmaktadır. Yapılan birçok çalışma uçuş korkusu ile stres arasındaki bağı göstermektedir.

Birçok kişi, ilk uçağa binişte yüksek korku yaşamaları ile o sıralarda başka bir nedenle yaşadıkları akut ya da kronik stres yaşıyor içinde olmaları arasındaki yüksek rastlantıyı tanımlamaktadır. Hatta birçok kez korkusuzca uçağa binmiş insanlarda da uçuş korkusu oluşmasına yolaçan başka bir nedenli yoğun stres görülebilir. Bu strese neden olabilecek major yaşam olayları yaşıyor olma (boşanma, iş kaybı, yakınlarının ölümü vb.) ya da birikmiş minor yaşam olayları olabilir ve birden uçuş korkusu hissedilebilir. Hatta pilotlarda ve diğer uçuş ekibinde de bu nedenlerle sonradan uçuş fobisi ortaya çıkabilmektedir.

Uçuş korkusu genellikle 20-30 yaş arasında kendini göstermektedir. Bu korku cinsiyet, ırk, din, meslek ayrımı göstermeksizin herkesi tutabilmektedir. Ancak entellektüel, mükemmelliyetçi ve evhamlı titiz (obsesif) insanlarda daha sık görülmektedir. Her kim olursa olsun uçuş korkusu olan birey stres yönetimi öğrenmelidir. Çünkü anksiyete, gerginlik bu korkunun başlatıcısıdır.