Sağlık
Soğuk Kış Günlerinde Pekmez!
7 Şub
Soğuk kış günlerinin vazgeçilmez besin kaynaklarından biri olan pekmez bakın nelere iyi geliyor…
Pekmez, yüksek şeker içeriği nedeniyle iyi bir karbonhidrat ve enerji kaynağıdır. Ayrıca, mineralleri yoğun olarak içermektedir. Pekmez özellikle günlük kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gereksiniminin büyük bir kısmını karşılamaktadır. Mineral miktarının fazla ve emilim oranlarının yüksek olması nedeniyle hamile ve emziklilerin, tüberkilozlu hastaların, iyileşme dönemindeki kişilerin diyetinde yer alması önerilmektedir.
Pekmezin çok iyi kaynak olduğu besin öğelerinden biri de kromdur. Dokuların krom içeriği hamilelikte, malnütrisyonda ve yaşla büyük ölçüde azalmaktadır. Krom, glikoz toleransa faktörünün yapısında bulunur. Ve insülün kullanımı ile glikoz metabolizmasını etkiler. Rafinasyon işlemi sonucunda gıdalardaki krom miktarının büyük ölçüde azaldığı göz önüne alınırsa pekmezdeki kromun önemi daha da belirginleşmektedir. Devami >
Korkutan Kanser Türü
4 Şub
Kanser sebebi bilinen ölümler sıralamasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer almaktadır.
Bursa il Sağlık Müdürü Dr. Özcan Akan, Türkiye’de yılda en az 20 bin kişiye ‘meme kanseri’ teşhisi konduğunu söyledi. Vakaların büyük bölümünün de geç evrelerde teşhis edildiğini belirten Dr. Akan, 4 Şubat Dünya Kanser Günü sebebiyle bir açıklama yaptı.
Dr. Akan, kanserin dünyada olduğu gibi Türkiye’de de öldürücülüğü yanında, bıraktığı sakatlıklar, ortaya çıkardığı ekonomik kayıplar dolayısıyla önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu kaydetti. Akan, “Kanser sebebi bilinen ölümler sıralamasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer almaktadır. Kanser konusunda toplumda farkındalık sağlanması ve toplum bilincinin geliştirilmesi kanserle mücadelede en etkili yöntemlerin başında gelmektedir. Devami >
Difteri Belirtileri ve Korunma Yolları
3 Şub
Türkiye’de en son 2003 yılında görülen difteri yeniden hortladı.
Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada; Ankara Etlik İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, boğaz iltihabı ve sonrasında gelişen kalp kası iltihabı nedeniyle tedavi görmekte olan 35 yaşındaki bir bayan hastanın, 30 Ocak 2011 tarihinde vefat ettiği hatırlatıldı. Hastaya Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Laboratuvarları’nda yapılan tahlillerde ‘difteri’ ön tanısı konulduğu bildirildi. Bu tanının teyidi için hastaya ait çeşitli doku numunelerinden ileri tetkik ve analizler yapıldığı belirtilen açıklamada; “Hasta ile temas eden hastane personeli ve hastanın ailesi ile yakın çevresi gecirmeksizin ayaktan koruyucu tedavi ve takibe alınmıştır. Ayrıca yakın teması olan herkese birer doz difteri aşısı yapılmıştır. Hastayla yakın teması olan kişilerin şu anda sağlık durumları iyi olup ayaktan takipleri devam etmektedir.” denildi. Yapılan ileri tetkikler sonuçlandığında neticenin kamuoyu ile paylaşılacağı aktarıldı. Devami >
Kalıcı Sağırlığa Neden Olabilir!!!
29 Oca
Tedaviye geç kalınan ve kronik hale gelen orta kulak iltihabı, kalıcı sağırlığa neden olabiliyor.
Uzmanlar, iltihabın etkisiyle kulak zarının delinmesi ile başlayan hastalığın, bazen kulakta tıkanıklık, işitme azlığı, çınlama, zarda deformasyon, kemikcik iletim mekanizmasında bozulma ile kendini gösterdiğini ve hastalığın kronikleşmeye başladığında derecesi farklı olmak kaydıyla kesinlikle işitme kaybına yol açtığı uyarısında bulunuyor.
Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Suat Özbilen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, orta kulak iltihabının viral ve bakteriyel enfeksiyon şeklinde olan ve genellikle üst solunum yollarında bir enfeksiyonu takiben iltihap oluştuğunu söyledi.
Orta kulak iltihabının Türk toplumunda sık görülen kulak burun boğaz hastalıklarından biri olduğunu ve her insanın yaşamının bir döneminde bu sorunla karşılaşabileceğini belirten Özbilen, hastalığı en çok yeni doğan, okul öncesi ve okul çağındaki çocuklarda sık görüldüğünü, erişkinlikte bu olasılığın azaldığını ifade etti.
En yüksek risk grubunun doğumdan 2 yaşına gelinceye kadar geçen süreyi kapsadığına dikkati çeken Özbilen, ”Çoçuk, yeni doğan bebek, immünolojik gelişimini tamamlamadığı için enfeksiyona açıktır. Anatomi ve fizyolojinin tam olgunlaşmaması, beslenme ve yaşam koşulları gibi çevresel faktörler de etkilidir” dedi.
Özbilen, çocuğun ev ortamından çıkarak kreş, okul gibi kalabalığın içine girdiği 2-6 yaş aralığının da orta risk grubuna girdiğini anlatarak, orta kulak iltihabının sonbahar, kış ve ilkbahar dönemlerinde daha sık görüldüğünü, 12 yaşına kadar çocuklara dikkat edilmesi gerektiği uyarısında bulundu.
ANNE SÜTÜ ALAN ÇOCUKLARDA RİSK AZALIYOR
Hastalığın gelişiminde yaşam alanının, viral enfeksiyonun, yaşam alanındaki çocuk sayısının birden fazla olmasının, çocuklardan birinin evde diğerinin okula gidiyor olmasının riski artırdığına işaret eden Özbilen, ”Ortamda sigara içilmesi, kötü hava şartları, yeterince anne sütü alınmaması da önemli risk faktörlerini oluşturuyor” diye konuştu.
Özbilen,ilk altı ay kesinlikle her bebeğin anne sütü alması gerektiğini vurgulayarak, ”Anne sütü olan çocuklarda orta kulak iltihabı gelişimi riski azalır. Çünkü, anne sütü koruyucudur. Bunun dışında, çocuk, proteinden zengin beslenmeli, havuza girmekten kaçınılmalı” önerisinde bulundu.
KULAKTAN GELEN DEVAMLI AKINTI, KRONİK HASTALIK HABERCİSİ
Her zaman kulaktan iltihap akması ”iyi” anlamına gelmiyor. Kulakta devamlı bir akıntı olması, orada doku tahribi olduğunu ve hastalığın kronikleştiğini; ilaç kullanımı ile geçmeyen sürekli akıntı halinde ise kulak içinde ciddi bir harabiyet geliştiğini gösteriyor.
Orta kulak iltihabı, her üç vakadan birinde kendiliğinden iyileşiyor. Hastalık, hasar bırakabildiğinden her koşulda hekim kontrolü gerekiyor. Hekim denetiminde yürütülen tedavi ile hasar miktarı az olduğunda tamamen normale dönülebiliyor.
Hastalık, başlamasının ardından tedavi sonrasında üç hafta içinde iyileşmesi halinde akut orta kulak iltihabı, 3 haftadan 3 aya kadar devam etmesi halinde yarı sinsi orta kulak iltihabı ve 3 ay sonrasında ise kronik orta kulak iltihabı olarak tanı alıyor.
Hastalık, iltihabın etkisiyle kulak zarının delinmesi ile başlıyor. Akıntı kesildikten sonra bile zamanla sık sık kendini yineliyor. Bazen kulakta dolgunluk, zarda çökme, kemik mekanizmasında bozulma görülebiliyor. Bu nedenle hekim kontrolü gerekiyor. Tedavi edilmeyen kronik hale gelen orta kulak iltihabı kalıcı sağırlığa neden olabiliyor. Hastalık, akuttan çıkıp kronikleşmeye başladığında derecesi farklı olmak kaydıyla kesinlikle işitme kaybı gelişiyor.
Hastalık sinsi geliştiğinde, sağlam kulak zarı arkasında sıvı birikiyor, kulak zarı orta kulak boşluğuna doğru emiliyor ve yapışmalar olabiliyor. Enfeksiyon tedavisiz kaldığında çocuklarda ağır işitme kayıpları ve yaşamı tehdit eden sorunlar görülebiliyor.








