Erkeklere Özel

AIDS NEDİR?

AIDS
Edinilmiş immün yetersizlik sendromu (AIDS), tek başına bir hastalık değildir. AIDS hastaları bağışıklık sistemlerinin ciddi şekilde baskılanmış olmasından veya yeterince çalışamamasından dolayı, her türlü enfeksiyona ve hastalığa karşı normal insanlardan daha savunmasızdırlar. Dolayısıyla, yakalanılan basit bir üst solunum yolları enfeksiyonu bile AIDS hastalarının Devami >

AIDS, grip gibi başlıyor

Önceleri toplumun marjinal kesimlerinin hastalığı olarak bilinen sendrom dikkat edilmediği takdirde ev hanımlarından çocuklara kadar herkesi etkileyebiliyor.

“Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu” yani bilinen adıyla AIDS dünyada ve Türkiye’de yayılmaya devam ediyor. Önceleri toplumun marjinal kesimlerinin hastalığı olarak bilinen sendrom dikkat edilmediği takdirde ev hanımlarından çocuklara kadar herkesi etkileyebiliyor. Ancak yaygın inanışın aksine HIV pozitif yani AIDS virüsü taşıyan kişiler artık ölümü beklemiyor. Gelişen teknoloji ve günümüzdeki tedavi olanakları ile AIDS, artık kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor.

Memorial Hastanesi; Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. M. Servet Alan, “AIDS hastalığı ve korunma yolları“ hakkında bilgi verdi.

1980’lerin başında Amerika Birleşik Devletleri’nde homoseksüel erkeklerde “Kaposi sarkomu” olarak adlandırılan ve daha çok yaşlılarda görülmesi beklenen bir tümörün ve “Pneumocystis carinii” adlı etkene bağlı akciğer iltihabının sıklığında artış görüldüğü dikkati çekmiştir. Daha sonra kan ve kan ürünü verilenler, damar içi uyuşturucu bağımlıları ve bunların cinsel eşlerinde de benzer tabloların görülebildiği ortaya çıkmıştır.

1983 yılında etken olan HIV (İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü) tanımlanmıştır. 1985 yılında tanı testleri kullanıma girmiştir. 2007 yılında tüm dünyada 33 milyon insanın HIV virüsü ile yaşadığı tahmin ediliyor. Her yıl saptanan yeni olgu sayısı 2001 yılında 3 milyon iken, 2007 yılında 2.7 milyona düşmüştür. Küresel yayılım dengelenmekle birlikte hala yüksek düzeydedir. 2007 yılında 2 milyon kişi AIDS nedeniyle yaşamını yitirmiştir.

Anne adayları bilinçlendirilmeli, mümkünse test yapılmalı

HIV, kan ve cinsel temas yolu ile bulaşır. En sık bulaşma yolu cinsel temastır. Hastalığı taşıyan anneden bebeğe, doğum öncesinde, doğum sırasında veya doğum sonrasında bulaşması mümkündür. Anne sütü virüsün bulaşmasına neden olabilir. Eğer HIV taşıyan bir kişi ile bulaşmaya neden olabilecek bir temas gerçekleşmişse (cinsel temas veya kan bulaşması olan bir yaralanma gibi) koruyucu önlem alınması ve izlem için, hemen bir enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır.

Doğurganlık çağındaki tüm kadınların AIDS konusunda bilgilendirilmesi ve gerekiyorsa test yapılması önerilmektedir. Eğer gebe HIV taşıyorsa, gebeye ve doğum sonrasında bebeğe koruyucu ilaç tedavisi verilerek bulaşma önemli oranda önlenebilir.

Prezervatif de kalıcı çözüm değil

Cinsel temas sırasında prezervatif kullanmak bulaşma riskini azaltır, fakat tamamen ortadan kaldırmaz. Kan ve kan ürünleri HIV, hepatit B, hepatit C ve frengi için test edilmektedir. Damar içi uyuşturucu kullanımının azaltılması ve bu kişilerde ortak iğne kullanımının önlenmesi bulaşmayı azaltacaktır. Sağlık personelinin tüm kan ve vücut sıvılarını enfekte kabul ederek koruyucu malzeme (eldiven vb) kullanması gereklidir.

AIDS’li Bir Hasta İle Aynı Ortamda Olmaktan Çekinmeyin Ancak Dikkat Edin

Yanak yanağa öpüşmek, tokalaşmak, işyerinde aynı ortamda çalışmak, aynı telefonu, aynı bardağı kullanmak, sivrisinek ve tahtakurusu gibi böcekler bulaşmaya neden olmaz. HIV virüsü hava yolu ile bulaşmaz.

Gribal bir enfeksiyon gibi başlıyor

HIV enfeksiyonu bulaşma sonrasında gribal bir enfeksiyon gibi başlayıp, daha sonra yıllar süren bir sessiz döneme girer. Bu uzun dönemde virüs vücutta varlığını sürdürür. Bağışıklık sistemi ile virüs arasında mücadele sürer. 10 yılı aşabilen bir süre sonunda bağışıklık sisteminde yetersizlik ortaya çıkmaya başlar. Kandaki virüs miktarı artar, bağışıklık sisteminin bazı özel hücrelerinin miktarında azalma ve bağışıklık sistemi işlevlerinde bozulma yaşanır. Bunun sonucunda, ağızda yaygın, tekrarlayan pamukçuk, uzun süreli ishaller gibi enfeksiyonlarda artış görülür. Normalde seyrek görülen bazı enfeksiyon hastalıkları ve ilerleyen dönemde bazı kanser türleri bu hastalarda daha sık görülür.

Erken tanısı çok önemli

Tanıda vücutta HIV virüsüne karşı oluşan, anti-HIV antikor olarak adlandırılan madde aranır. Bu amaçla genellikle ELISA testi kullanılır. ELISA pek çok hastalığın tanısında kullanılan bir testin adıdır, yalnızca AIDS’e özel bir test değildir. Bu testin pozitif bulunması durumunda anti-HIV antikoru daha detaylı olarak gösteren doğrulama testleri (Western Blot) uygulanır. Virüsün genetik maddesinin varlığını ve miktarını saptayan testler (HIV-RNA viral yük) hem özel durumlarda tanıda yardımcı olarak, hem de tedavinin ve ilaçların etkinliğinin izlenmesinde kullanılır. Virüsün genetik maddesinde ilaç direncini gösteren bazı bölgelerin araştırılması özellikle tedaviye yeterli yanıt alınamayan olguların yönetiminde yardımcı olur.

Ömür boyu ilaç kullanımı gerekir

HIV enfeksiyonunun tedavisinde kullanılan çeşitli ilaçlar mevcuttur. Günümüzde kullanılan üçlü ilaç tedavileri kandaki virüs miktarını çok azaltmakta ve bağışıklık sisteminin uzun süre korunmasını sağlayabilmektedir. Fakat ilaç tedavisi ile HIV enfeksiyonunu tamamen ortadan kaldırılması mümkün değildir. Bu ilaçların ömür boyu kullanılması gereklidir.

HIV aşısı için araştırmalar sürmektedir. Şu anda kullanımda olan veya önümüzdeki birkaç yıl içinde kullanıma girmesi beklenen bir aşı yoktur

Evlilik aşkı öldürüyor mu?

Sürekli tartışılan konudur.Evlilik aşkı öldürür mü?Kimine göre evet kimine göre hayır.Peki konunun uzmanı ne diyor?

‘Flört ederken her şey farklıydı’ diyen kaç çifte rastladınız bugüne kadar? Aslında cevabı tahmin etmek hiç de zor değil. Birine âşık oluyor, İşte bu benim hayatımın sonuna kadar birlikte olmak istediğim insan diyor ve evleniyorsunuz. Sonrasında ne oluyor da, ilk günler bir gün bile görmemeye dayanamadığınız insan, aynı evin içinde size yabancı olmaya başlıyor. İşte bu soruyu işin uzmanı Psikolog Alanur Özalp yanıtlıyor.
Evlilik aşkı gerçekten öldürüyor mu, yoksa aşk, evliliğin içinde bir yerlerde mi saklanıyor?
Bir çiçek aldığınızı düşünün; Devami >

Fenerbahçe ile sekiztaş arasındaki ilginç istatistikler:)

İki ekip arasında 28 Kasım 1924 tarihinde, Fenerbahçe’nin 4-0 galibiyetiyle başlayan 85 yıllık ezeli rekabette, Fenerbahçe’nin galibiyet ve gol sayısında üstünlüğü bulunuyor. Bugüne dek yapılan 324 maçta Fenerbahçe 121, Beşiktaş 119 galibiyet alırken, 84 karşılaşmada ise taraflar birbirlerine üstünlük sağlayamadı. Ezeli rekabette Fenerbahçe’nin toplam 440 golüne, Beşiktaş 409 golle karşılık verdi.

En ilginç not ise Devami >

Erkeklerin düğmeleri niçin sağdadır?

Hakikaten, niçin erkeklerin tüm giysilerinde düğmeler sağda, ilikler solda iken kadın giysilerinde tam tersidir?
İşte, insanların daha çok sağ ellerini kullanmalarından dolayı yerleşen bir alışkanlık daha. Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi, soldaki bir iliğe geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle de erkeklerin düğmeleri daima sağdadır.
Peki kadınların düğmeleri niçin solda? Kadınların çoğunluğu da, daha çok sağ ellerini kullanmıyor mu?
Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlanıldığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin alamayacağı kadar pahalı idi. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı.
Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha rahat ve daha hızlı ilikleyebiliyorlardı (tabii erkeklerin de daha hızlı çözdüklerini söylemeye gerek yok). Bu neden(ler)le, terziler düğmeleri hizmetçinin sağına, hanımının ise soluna gelecek şekilde diker oldular. Günümüzde her kadın, kendi kendine giyinip soyunmasına rağmen nedendir bilinmez, bu adet değişmedi.